CHP ADAYLAR
AKP ADAYLAR

Türkiye’nin Demografisi: IX

Gündem 09.02.2024 - 02:54, Güncelleme: 09.02.2024 - 02:54
 

Türkiye’nin Demografisi: IX

Rahmetli Atatürk’ten sonra iktidara gelenler, milli devlet ilkelerinde yozlaşmanın yolunu açarken; oy uğruna taviz üstüne tavizler vermişlerdir. NATO’ya girişimizle beraber verilen bu tavizler, -tıpkı kapitülasyonların Osmanlı ekonomisini mahv etmesi gibi- millî yapımızı Osmanlı’daki merkez-çevre ayrışmasının içine sürüklemiştir.

Tıpkı Osmanlı’nın zafiyeti gibi… Osmanlı’da, cariyelikle başlayan devşirme (pençik) sistemi ile gelişen merkezî yabancılaşma, Cumhuriyet dönemine bir ufak farkla sirayet etmiş; merkezî idare giderek kriptoların (Türk-Müslüman) oluşturduğu lobilerin etkisine girmiştir. NATO, ABD, AB ile yakın temastaki bu yönetim, “Türkiye’nin bir Türk ülkesi- devleti” olmaktan ziyade, “mozaik” olduğu tezini işlemiştir. Karşı görüş olarak geliniz rahmetli Prof. Dr. Mustafa Kafalı Hoca’nın görüşlerine bakalım: “Daha asli Türk nüfusunu listeye almadan, Anadolu’da  yüz milyona yakın etnik nüfus ortaya çıkıyor; daha biz Türk olarak sıraya girmedik. ……bütün bunların hepsi, bizi, parçalayıp, bölmek isteyenlerin oyunlarını destekliyor. Biz bu filmi gördük tekrarına hiç ihtiyaç yoktur. Anadolu’ya girmezden önce nüfus güya Anadolu’da varmış, öyle diyorlar, “Biz Anadolu’da vardık, siz geldiniz buraya gâsıp olarak girdiniz”. Ben bir tarihçi olarak size söyleyeyim. İlmin söylediği şudur: Bizans, biz Anadolu’ya girmezden evvel bugünkü hududumuzun da ötesinde Urumiye’ye, Musul’a kadar gelip dayanmıştı, Suriye onların iradesindeydi, yani bugünkü hudutlarımızın çok çok ötesindeki bölgeler Bizans’ın iradesindeydi. Ben buraya geliyorum fethediyorum, buraları vatan haline getiriyorum, ondan sonra, “Ben senden önce bu vatanda vardım” diyor o zaman “sen Bizans’ın bilmem nesisin arkadaş? Bizans bu toprakları kimden aldı?” diye sorma hakkımız doğuyor. …..Eğer tarihini bilmiyorsan, geçmişini bilmiyorsan, geleceğini hiç bilemezsin.”[1] Son elli yılda yapılan önyargılı ve art niyetli sosyal araştırmalarla “mozaik” tezi kuvvetlendirilmeye çalışılmıştır. Uluslararası bilim çevrelerinin koyduğu ölçüyle bir ülkenin etnik bir mozaik olarak tanımlanabilmesi için iki şart birlikte olmalıdır. Bunlardan biri etnik “çeşitlilik”, diğeri “nüfus oranı”dır. Bir ülkenin etnik mozaik olması için çeşitlilik yeterli değildir. Etnik grupların genel nüfusa oranı en az % 35 olmalıdır. Egemen unsurun nüfus oranının % 65-70 olduğu bir ülke için “mozaik” tanımı, çeşit ne olursa olsun geçerli değildir. Prof. Martin Lipset, nüfus oranını % 65 olarak kabûl etmektedir. Ayrıca etnik gruplar arasında din, ırk vb. anlamlarda hiç bir doğrudan bağ bulunmamalıdır.  Türkiye’de 47 etnik gruptan bahseden Andrews!in çalışması, “mozaik art niyetli” çalışmalara en belirgin örnektir. “Ethnologue data from: Languages of the World” tarafından Peter Alfred Andrews’a yaptırılan araştırmaya göre Türkiye’de esas unsurun (Türklerin) oranı, % 86.21’dir. 2007 yılında “Konda Araştırma Şirketine” yaptırdığı ankette % 84.5;, Erciyes, Elazığ Fırat ve Malatya İnönü Üniversitesi'ndeki öğretim görevlileri tarafından hazırlanan raporda % 77.9’dur. Türkiye’de ayrıntısına kadar etnik dağılım çalışması yapan Amerikan Misyoner organizasyonunun 2023 nüfusu baz alınarak yapılan "Joshua Project" çalışması da Andrews’in çalışmasına benzerdir. Türkiye’nin güncel nüfusu (85.679.000) kullanılarak yapılan çalışmada, 85 etnik gruptan bahsedilirken Türk nüfusu (Oğuz-Türkmen?) 61.650.000 (% 71) olarak bildirmektedir. Diğer Türk ve Turani kökenlileri de kattığımızda bu oran % 75 civarında oluşmaktadır. Aynı çalışmada, Kırmançoların oranı % 18, Zazalar % 1.7, Araplar % 1.6 olarak verilmiştir. Bu çalışmalar, ne kullanılan yöntem, ne yapılan gruplama ve ne de sonuçlar açısından sıhhatli olmamakla birlikte, ASLA KABUL EDİLEMEZ. Peter Alfred Andrews’ün etnikliği temel kriter almakla beraber, ikincil tüm kriterleri de sonuna kadar zorlayarak Türkiye’de 47 etnik gurup belirlemede gösterdiği gayreti anlamak mümkün değildir. Yazarın, “Özgür Batı Almanya Üniversitesi” tarafından 1989 yılında yabancı dilde yayınlanan; 1992 yılında Türkçe’ye “Türkiye’de Etnik Gruplar” adıyla tercüme edilen kitabında, “Türkler, Türkmenler, Yörükler, Tahtacılar, Abdallar, Azeriler, Balkarlar, Karaçaylar, Karapapaklar, Kırım Tatarları, Özbekler, Kırgızlar, Kazaklar, Özbek Tatarları, Kumuklar, Çepniler, Ahıskalılar, Avşarlar” gibi Öz-be-öz Türk boy ve aşiretleri ayrı birer etnik grup olarak gösterilmiştir.  Misyoner Joshua Projectin çalışması da Andrews’in çalışmasına benzerdir. Öte yandan, Avrupa Birliği’nin Türkiye üzerine yaptığı 2005 yılı “Eurobarometer araştırmasında” Türkiye’de yaşayan İNSANLARIN ANA DİLLERİNİN ve GÜNLÜK HAYATTA KULLANDIKLARI DİLİN % 93 oranında TÜRKÇE olduğu tespit edilmiştir. Zira açık olarak, “PARÇALA VE YUT” politikasını yansıtmaktadır. Diyeceksiniz ki, “Sokaklardaki anlamadığımız dillerden konuşan bunca insan ne oluyor?” Oraya da geleceğiz. Devam edeceğiz….   [1] Prof. Dr. Mustafa Kafalı. Yayına Hazırlayan Kenan Erzurumlu, Berikan Yayınları, Ankara, 2013.
Rahmetli Atatürk’ten sonra iktidara gelenler, milli devlet ilkelerinde yozlaşmanın yolunu açarken; oy uğruna taviz üstüne tavizler vermişlerdir. NATO’ya girişimizle beraber verilen bu tavizler, -tıpkı kapitülasyonların Osmanlı ekonomisini mahv etmesi gibi- millî yapımızı Osmanlı’daki merkez-çevre ayrışmasının içine sürüklemiştir.

Tıpkı Osmanlı’nın zafiyeti gibi…

Osmanlı’da, cariyelikle başlayan devşirme (pençik) sistemi ile gelişen merkezî yabancılaşma, Cumhuriyet dönemine bir ufak farkla sirayet etmiş; merkezî idare giderek kriptoların (Türk-Müslüman) oluşturduğu lobilerin etkisine girmiştir. NATO, ABD, AB ile yakın temastaki bu yönetim, “Türkiye’nin bir Türk ülkesi- devleti” olmaktan ziyade, “mozaik” olduğu tezini işlemiştir.

Karşı görüş olarak geliniz rahmetli Prof. Dr. Mustafa Kafalı Hoca’nın görüşlerine bakalım: “Daha asli Türk nüfusunu listeye almadan, Anadolu’da  yüz milyona yakın etnik nüfus ortaya çıkıyor; daha biz Türk olarak sıraya girmedik. ……bütün bunların hepsi, bizi, parçalayıp, bölmek isteyenlerin oyunlarını destekliyor.

Biz bu filmi gördük tekrarına hiç ihtiyaç yoktur. Anadolu’ya girmezden önce nüfus güya Anadolu’da varmış, öyle diyorlar, “Biz Anadolu’da vardık, siz geldiniz buraya gâsıp olarak girdiniz”. Ben bir tarihçi olarak size söyleyeyim. İlmin söylediği şudur: Bizans, biz Anadolu’ya girmezden evvel bugünkü hududumuzun da ötesinde Urumiye’ye, Musul’a kadar gelip dayanmıştı, Suriye onların iradesindeydi, yani bugünkü hudutlarımızın çok çok ötesindeki bölgeler Bizans’ın iradesindeydi. Ben buraya geliyorum fethediyorum, buraları vatan haline getiriyorum, ondan sonra, “Ben senden önce bu vatanda vardım” diyor o zaman “sen Bizans’ın bilmem nesisin arkadaş? Bizans bu toprakları kimden aldı?” diye sorma hakkımız doğuyor.

…..Eğer tarihini bilmiyorsan, geçmişini bilmiyorsan, geleceğini hiç bilemezsin.”[1]

Son elli yılda yapılan önyargılı ve art niyetli sosyal araştırmalarla “mozaik” tezi kuvvetlendirilmeye çalışılmıştır.

Uluslararası bilim çevrelerinin koyduğu ölçüyle bir ülkenin etnik bir mozaik olarak tanımlanabilmesi için iki şart birlikte olmalıdır.

Bunlardan biri etnik “çeşitlilik”, diğeri “nüfus oranı”dır. Bir ülkenin etnik mozaik olması için çeşitlilik yeterli değildir. Etnik grupların genel nüfusa oranı en az % 35 olmalıdır. Egemen unsurun nüfus oranının % 65-70 olduğu bir ülke için “mozaik” tanımı, çeşit ne olursa olsun geçerli değildir. Prof. Martin Lipset, nüfus oranını % 65 olarak kabûl etmektedir. Ayrıca etnik gruplar arasında din, ırk vb. anlamlarda hiç bir doğrudan bağ bulunmamalıdır.

 Türkiye’de 47 etnik gruptan bahseden Andrews!in çalışması, “mozaik art niyetli” çalışmalara en belirgin örnektir.

“Ethnologue data from: Languages of the World” tarafından Peter Alfred Andrews’a yaptırılan araştırmaya göre Türkiye’de esas unsurun (Türklerin) oranı, % 86.21’dir.

2007 yılında “Konda Araştırma Şirketine” yaptırdığı ankette % 84.5;, Erciyes, Elazığ Fırat ve Malatya İnönü Üniversitesi'ndeki öğretim görevlileri tarafından hazırlanan raporda % 77.9’dur.

Türkiye’de ayrıntısına kadar etnik dağılım çalışması yapan Amerikan Misyoner organizasyonunun 2023 nüfusu baz alınarak yapılan "Joshua Project" çalışması da Andrews’in çalışmasına benzerdir. Türkiye’nin güncel nüfusu (85.679.000) kullanılarak yapılan çalışmada, 85 etnik gruptan bahsedilirken Türk nüfusu (Oğuz-Türkmen?) 61.650.000 (% 71) olarak bildirmektedir. Diğer Türk ve Turani kökenlileri de kattığımızda bu oran % 75 civarında oluşmaktadır. Aynı çalışmada, Kırmançoların oranı % 18, Zazalar % 1.7, Araplar % 1.6 olarak verilmiştir.

Bu çalışmalar, ne kullanılan yöntem, ne yapılan gruplama ve ne de sonuçlar açısından sıhhatli olmamakla birlikte, ASLA KABUL EDİLEMEZ.

Peter Alfred Andrews’ün etnikliği temel kriter almakla beraber, ikincil tüm kriterleri de sonuna kadar zorlayarak Türkiye’de 47 etnik gurup belirlemede gösterdiği gayreti anlamak mümkün değildir. Yazarın, Özgür Batı Almanya Üniversitesi” tarafından 1989 yılında yabancı dilde yayınlanan; 1992 yılında Türkçe’ye “Türkiye’de Etnik Gruplar” adıyla tercüme edilen kitabında, “Türkler, Türkmenler, Yörükler, Tahtacılar, Abdallar, Azeriler, Balkarlar, Karaçaylar, Karapapaklar, Kırım Tatarları, Özbekler, Kırgızlar, Kazaklar, Özbek Tatarları, Kumuklar, Çepniler, Ahıskalılar, Avşarlar” gibi Öz-be-öz Türk boy ve aşiretleri ayrı birer etnik grup olarak gösterilmiştir.  Misyoner Joshua Projectin çalışması da Andrews’in çalışmasına benzerdir.

Öte yandan, Avrupa Birliği’nin Türkiye üzerine yaptığı 2005 yılı “Eurobarometer araştırmasında” Türkiye’de yaşayan İNSANLARIN ANA DİLLERİNİN ve GÜNLÜK HAYATTA KULLANDIKLARI DİLİN % 93 oranında TÜRKÇE olduğu tespit edilmiştir.

Zira açık olarak, “PARÇALA VE YUT” politikasını yansıtmaktadır.

Diyeceksiniz ki, “Sokaklardaki anlamadığımız dillerden konuşan bunca insan ne oluyor?”

Oraya da geleceğiz.

Devam edeceğiz….

 

[1] Prof. Dr. Mustafa Kafalı. Yayına Hazırlayan Kenan Erzurumlu, Berikan Yayınları, Ankara, 2013.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve samsunetikhaber3.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Cemal ÇİL
(09.02.2024 21:52 - #406)
Hocam çok teşekkür ederim, saygılar.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve samsunetikhaber3.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.